<DIV align=center>[Uye Girisi Yapiniz. ] (04.2004)
<DIV align=center>
<DIV align=center>T.C.
ANKARA VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı
Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü



SAYI : B.07.4.DEF.0.06.11/
KONU :
<DIV align=center>
……………



İLGİ : ............. dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçenizde; kat karşılığı inşaat müteahhitliği faaliyetinden dolayı ............ Vergi Dairesi Müdürlüğünün................... vergi numarasında kayıtlı gelir vergisi mükellefi olduğunuzu, arsa sahipleri ile noterde yapmış olduğunuz sözleşme gereği yapı denetim firmasına ait ödemelerin ve inşaatla ilgili her türlü giderlerin tarafınızca arsa sahibi adına ödendiğini, ancak tapunun arsa sahibi adına olması ve denetim sözleşmesinin arsa sahibi adına yapılması sebebiyle faturanın arsa sahipleri adına düzenlendiğini belirterek, inşaatın maliyetini oluşturan bu ödemelere ilişkin faturaların gider belgesi olarak kabul edilip, edilmeyeceği hususunda görüş talep etmektesiniz.

4708 sayılı Yapı Denetim Hakkındaki Kanunun 2'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında yapı denetim hizmetinin, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği ve yapı sahibinin yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil olarak tayin edemeyeceği, aynı Kanunun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasında ise, yapı denetim hizmet sözleşmelerinin yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedileceği hükme bağlanmıştır.

Konu ile ilgili olarak, 12.08.2001 tarih ve 24491 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Usul ve Esasları Yönetmeliğinin "Yapı Denetimi Hesabının Tutulması" başlıklı 13'üncü maddesinde; yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin karşılanması amacıyla, il özel idareleri ve belediyeler adına bankada yapı denetim hesabı açılacağı, yapı denetim için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile öngörülen hizmet bedellerinin yapı sahipleri tarafından bu hesaba yatırılacağı açıklamalarına yer verilmiştir.

Diğer yandan; Gelir Vergisi Kanunu'nun 40'ıncı maddesinin 1'inci bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bir giderin kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili olduğunun kabulü için; giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderlerin keyfi olmaması yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerekir.

Öte yandan; bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi) ile yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.


Konu ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucu alınan yazıda, "213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, mükelleflerin defterlere kaydedilen ve vergi matrahının tespiti ile ilgili olan giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu belgelerin ise mükellef adına düzenlenmiş olacağı tabiidir.

Bu nedenle, hizmet bedellerinin ödenmesi dolayısıyla (ödeme müteahhit tarafından yapılsa dahi) yapı sahibi adına düzenlenen belgelerin müteahhit tarafından gider belgesi olarak kullanılmasına imkan bulunmamaktadır." denilmektedir.




Bilgi edinilmesini rica ederim.








……….
Defterdar V.