Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kaskodan alınan Hasar Parası

  1. #1
    Ziyaretci
    İyi günler ; işyeri yanan mükellefimiz kaskodan aldığı hasar parası dolasiyle herhangi bir vergi yükümlülüğü ortaya cikar mı ..? Kasko şirketi mükellefden herhangi bir fatura istememiş teşekkür ederim

  2. #2
    Müdavim Üye
    Üyelik tarihi
    18.Haziran.2007
    Nereden
    İSTANBUL
    Mesajlar
    381


    İÇİNDEKİLER


    I. GİRİŞ
    II. ZAYİ MALLARIN VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    A. TAKDİR ESASINA GÖRE EMSAL BEDEL TESPİTİ
    B. ZAYİ OLAN MALLARIN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
    C. ÇALINAN VEYA KAYBOLAN MALLARDA MEVCUT DURUM
    III. ZAYİ OLAN MALLARIN G.V.K. VE K.V.K. AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    IV. ZAYİ OLAN MALLARIN K.D.V.K. AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    A. K.D.V.K.’ UN 30/C BENDİ KAPSAMINDA ZAYİ OLAN MALLARA AİT KDV ‘NİN DURUMU
    B. K.D.V.K.’ UN 30/C BENDİ KAPSAMI DIŞINDA ZAYİ OLAN MALLARA AİT KDV ‘ NİN DURUMU
    C. ÇALINAN VEYA KAYBOLAN MALLARA AİT KDV ‘ NİN DURUMU
    V. KDV BEYANLARINDA YAPILMASI GEREKEN DÜZELTME İŞLEMLERİ
    VI. DEĞERLENDİRME


    I. GİRİŞ


    Ticari organizasyonların bir takvim yılı içerisinde elde ettiği gelirlerin vergilendirilmesi sürecinde, ticari faaliyetlerinin devamını sağlamaya yönelik giderlerin belirlenmesi amacıyla vergi kanunlarımızda çeşitli hükümler düzenlenmiştir. Ancak, ticari faaliyet gösteren şahıs ve kurumların iradesi dışında ortaya çıkan bazı giderler için, vergi kanunlarında net hükümler içermediği görülmektedir. Bu durumlardan biri de “Zayi Olan Mal”lardır.


    Yazımızın konusunu da oluşturan “Zayi Olan Mallar” kavramına vergi kanunlarımız açısından net bir tanım ve hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla yazımızda, ticari faaliyet süreci içerisinde, zayi olan mallara vergi kanunları açısından ne tür uygulamalar yapılması gerektiği konusunda değerlendirmelerde bulunacağız.


    II. ZAYİ OLMA KAVRAMI VE ZAYİ OLAN MALLAR


    Zayi olma kavramı, sözlük anlamıyla yitik, kayıp, yok olma, kaybolma, bulunamama anlamlarına gelmektedir. Diğer bir ifadeyle varolan bir maddenin veya cismin fiziki olarak yok olması, kaybolması demektir. Tanım üzerinde vurgulanan husus bir cismin veya maddenin olağandışı, iradi veya gayrıiradi bir şekilde fiziki yapısının yitirilmesidir.


    Örneğin, Depoda karton kolilerin içerisinde bulunan içeceklere ait poşetlerin veya şişelerin darbe almasıyla içeceklerin dışarıya akması, bir kısmının karton kolilerce absorbe edilmesi veya toprağa sızması, ya da Mevye bahçelerinde ağaç dallarından düşen meyvelerin toprakta çürüyüp yok olması veya çıkan yangın nedeniyle alev alan yakıt tankının içindeki benzinin yanıp tükenmesi gibi.


    Sözlük anlamı itibariyle, yok olma, kaybolma anlamına gelen “zayi olma” kavramına ekonomik açıdan bakarken, yine sözlük anlamıyla mı değerlendirmeliyiz ? Zayi olma kavramı sadece bir maddenin veya cismin fiziksel olarak yok olması anlamında kabul etmek yerinde bir düşünce midir ?


    Örneğin, Bir sel baskını nedeniyle işletmesi su altında kalan bir basımevinin depolarında bulunan ve basımda kullanılan boya maddeleri ve kağıtlar ile basımı yapılmış kitapların durumuna bir göz atalım. Sel baskını nedeniyle boya maddeleri suyla karışmış ve kanalizasyona akarak yok olmuştur. Basımda kullanılacak olan kağıtlar ise içlerine sel sularını çekmiş, hamurlaşarak kullanılamaz hale gelmiştir. Ayrıca depoda bulunan basılmış olan kitaplar su altında kalmış ve sel suları nedeniyle hamurlaşıp bir teslime konu olamaz hale gelmiştir. Sel sularına karışıp kanalizasyona akan boya malzemelerinin fiziken yok olduğundan zayi olarak kabul etmemize rağmen, ekonomik hiçbir değeri kalmayan ve kullanılamaz hale gelen kağıtlar ile yayıma hazır kitapların zayi olma durumu açısından nasıl bir değerlendirme yapacağız ?


    Bir görüşe göre, zayi olma kavramı her halükarda, fiziki bir varlığın iradi veya irade dışındaki nedenlerle tamamen yok olması anlamına gelmesi anlaşılmalıdır. Yoksa “zayi olma” nın bir değer kaybı olarak anlaşılmak istenilmesi de uygulamadaki yanlışlıkların bir başka boyutuyla karşımıza çıkacaktır. Zayi olma, yanmak, hırsızlık nedeniyle çalınmak, sele karışmak, sel sularında erimek, buharlaşmak, toprak altında kalkmak gibi fiziken ortadan kalkmayı, kaybolmayı gerektiren nedenlere dayandırılmalıdır. Dolayısıyla fiziken var olan ancak çeşitli nedenlerle değeri sıfır olan veya mevcut mevzuat hükümleri uyarınca satışa konu edilemeyen malların bu maddenin uygulanması bakımından zayi olan mallar olarak değerlendirilmemesi gerekir.


    Örneğin, LPG istasyonunda çıkan yangında yanan LPG ’nin yokolması, sıvı halde bulunan gazın yanıp zararlı gazlara dönüşmesi ve atmosfere karışmasıyla zayi olan LPG ’nin fiziken de yok olması durumunu örnek olarak verebiliriz.


    Bunun karşısında olan diğer bir görüş, vergi kanunları bakımından zayi olma kavramlarına sözlük anlamıyla değil, iktisadi değer açısından bakılması gerektiğini savunmaktadır. Diğer bir deyişle, bir malın ekonomik değerinin olmaması (sıfır olması), ekonomik bakımdan zayi ve değer kaybı tam olmalıdır.


    Yine aynı görüşe göre, malların tamamıyla zayi olması halinde herhangi bir sorun yoktur. Doğal afetler, yangın, kaza gibi fevkalade haller sonucu veya çürüme paslanma vb. gibi nedenlerle bir daha satışa konu olamayacak şekilde yok olan mallar zayi olmuş sayılacaklardır.


    Örneğin, hayvan besiciliği yapan bir zirai işletmede, ortaya çıkan bir salgın hastalık nedeniyle ölen büyükbaş hayvanların durumu. Fiziken mevcut olasına rağmen, ölen hayvanların ekonomik değerleri sıfırdır.


    Vergi Mevzuatı açısından kavrama baktığımızda, esasında “zayi olma” teriminin vergi kanunları ve ilgili genel tebliğlerinin hiçbirinde tanımı yapılmadığı görülür. Bunun da gerçekte “zayi olma” kavramının sözlük anlamından ziyade daha geniş bir anlamda yorumlanmasının istenildiğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla, kavrama ekonomik yönden baktığımızda “zayi olma” kavramını sadece fiziken yok olması değil, ayrıca bir maddenin veya cismin fiziken varolduğu ancak olağandışı nedenlerden dolayı kendisinde mevcut olan ekonomik değeri tamamen yitiren farklı bir fiziki yapıya dönüşmesi şeklinde tanımlayabiliriz.


    Yukarıdaki açıklamalar ışığında “zayi olan mal” kavramının tanımını yaparken, bir imalat süreci içerisinde kullanılan ilk madde ve malzemeler ile üretilen mamüllerin veya ticari faaliyette teslime konu olan emtia’ların, olağandışı bir olay, iradi veya gayrıiradi nedenlerle, fiziki kaybı veya ekonomik kıymetlerinin yok olması nedeniyle üzerinde tasarruf edebilme imkanının ortadan kalkması , şeklinde bir tanımlamaya gidebiliriz.


    Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, fiziki olarak var olan bir mamülün veya emtianın herhangi bir sebeple iktisadi olarak ilk değerine nazaran önemli ölçüde düşüşler meydana gelmesi veya hurda ya da hasarlı mal şeklini almasına rağmen yeni bir teslime konu olabilmesi durumudur. Çünkü ekonomik değerinde bir düşüş olmasına rağmen, hurda veya hasarlı mal olarak yeni bir teslime konu olması durumunda, ekonomik değeri tamamen sıfır olmayacak, kıymetini tamamen yitirmeyecektir. Yani düşükte olsa bir değeri olacaktır. Bu nedenle zayi olan mal kavramı ile değeri düşen mal kavramları birbirinden farklı durumlardır.


    Danıştay 7. Dairenin 02.04.1991 tarih ve E. 1990/3043, K. 1991/1334 sayılı kararında da sözlük anlamında “zayi” nin kayıp, yitik anlama geldiği, mal bütünüyle kaybolduğunda zayi olmuş sayılması, malın bütünüyle zayi olmayıp hasar görmesi ve değer kaybının oluştuğu kısımlarının vergilendirme açısından zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesinin vergi kanunları ve adaleti konusunda daha uygun olduğu görüşüne varmıştır.


    Örneğin, bir otomobil fabrikasının montaj hattında parçaları birleştirilen bir araçtan söz edelim. Aracın ana parçalarından biri olan motorun, montaj esnasında motoru tutan zincirlerden kurtulması ve aracın üzerine düşmesiyle, araba kaportasında ve motorda meydana gelen hasar sonucu, montajı yapılan aracın değerinde büyük düşüşler olacaktır. Bu durumda araba ancak bir hurda ya da hasarlı mal olarak başka bir şahsa, oto yedek parça satan firmalara, tamirhanelere veya hurda alımı yapan firmalara düşük bir fiyatla satılabilecektir. Hasarlı veya hurda malın eski değeriyle olmasa bile düşük bir değerle yeni bir teslime konu olmuştur. Dolayısıyla bu mal için zayi olmuştur diyemeyiz. Ancak araca ait koltuk ve iç aksesuvarlarının montajı sırasında herhangi bir nedenle alev alıp tamamen yanması durumunda, kısmi bir zayi olma durumundan bahsedebiliriz. Burada zayi olan mal kavramı ancak aracın koltuk ve iç aksesuvarları için söz konusu olabilir.


    Yine, Danıştay 11. Dairenin 02.12.1997 tarih ve E. 1997/2808, K. 1997/4353 sayılı kararında ” Cam şişe ve Teneke kutular halinde satışa sunulan meyve sularının gerek sel felaketi nedeniyle tahrip olması, gerekse iktisadi ve teknik nedenlerle imha edilmesi halinde meyve suları yeniden teslime konu edilemeyeceğinden, zayi olduğunun kabulu gerekecek, bunun doğal sonucu olarak da meyva sularının üretimi nedeniyle yüklenilen KDV indirim konusu yapılamayacaktır. Öte yandan, söz konusu emtianın ayrılmaz parçası olan ve fiziksel değişiklik nedeniyle yüklenilen KDV’nin değer kaybına isabet eden kısmının indirimler dışında bırakılması, yeniden ve hasarlı haliyle teslim konusu edilmesi durumunda, hurda veya hasarlı bedele isabet eden ve bu kısım için yüklenilen KDV ‘nin indirim konusu yapılması KDV uygulaması ve vergide adalet perensibi yönünden uygun olacaktır.” şeklinde bir açıklama yapmıştır.


    III. ZAYİ MALLARIN VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


    Yukarıda açıklandığı üzere, vergi kanunlarımızda ve ilgili tebliğlerinde zayi olma veya zayi olan mallar konusunda her hangi bir tanımın yapılmadığını belirtmiştik. Bir imalat süreci içerisinde kullanılan ilk madde ve malzemeler ile üretilen mamüllerin veya ticari faaliyette teslime konu olan emtiaların zayi olmasının Vergi Usul Kanunu açısından net bir hüküm olmaması sebebiyle isabetli bir değerlendirme yapmak zordur. Bu bakımdan V.U.K. ‘un 278 inci maddesindeki kıymeti düşen malların zayi olan malları kapsayıp kapsamadığı ve ilgili kanun maddesindeki hükmün zayi mallara da uygulanıp uygulunmayacağını irdelememiz gerekir.


    Vergi Usul Kanununun kıymeti düşen mallarla ilgili 278 inci maddesinde, “Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.” denilmektedir.


    V.U.K’ md. 278’ de bir malın ekonomik değerinde kayıpların meydana gelmesi,


    ► Yangın, deprem ve su basması gibi tabi afetler,
    ► Bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller, nedeniyle ekonomik değerlerinde önemli kayıplar meydana gelmiş olması
    ► Hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar gibi maddelerin maliyetlerin hesaplanması mümkün olmaması gibi durumlar için söz konusudur.


    Bir emtia da kısmen veya tamamen meydana gelen değer kaybının zarar veya gider olarak yazılabilmesi için, oluşan bu değer kaybının ya normal ticari faaliyeti içinde ya da tabi afetler nedeniyle meydana gelmelidir. Madde hükmünde geçen “gibi” ibaresiyle emtialarda kıymet kaybına neden olabilecek, madde hükmünde sayılmayan benzer durumlarında söz konusu olabileceği vurgulanmıştır. Dikkat edilmesi gereken husus emtiadaki kıymet kaybının, ekonomik değerindeki düşüşlerin ticari faaliyet veya doğal afetlerle mutlak bir bağlantısının olmasıdır. Dolayısıyla yukarıda verilen durumlara uygun düşen emtialar için imalat ve ticaret işletmeleri karşılık ayırarak kıymeti düşen kısma isabet eden bedel giderleştirebilir. Bunun dışında ortaya çıkan kayıplar gider veya zarar yazılsa bile bu vergi mevzuatı açısından kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilecektir.


    Zayi olan malların, V.U.K.’un 278 inci maddesindeki kıymeti düşün mallarla ilgili olarak ortak bir nokta var mıdır ya da bir illiyet bağından söz edebilir miyiz?


    Tanım itibariyle “Zayi Olan Mal” kavramı, sözkonusu emtianın sadece fizik anlamında yok olması değil aynı zamanda iktisadi değer kaybının tam olması kısacası değerin sıfır olması olarak da kabul edilmektedir. V.U.K.’un 278 inci maddesinin Kıymeti Düşen Mallarla ilgili olarak yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar çerçevesinde, zayi olan malların iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olduğu aşikardır. Dolayısıyla V.U.K.’ un 278 inci maddesindeki kıymeti düşen mallar hakkındaki kanun hükmünün esasında zayi olan mal kavramını da içine almaktadır. Buradan, vergi kanunlarımız da zayilik ile ilgili herhangi bir tanımın ve bu kavrama özel hükümlerin bulunmaması da bu şekilde açıklanabilir.


    Zayi olan malları, vergi kanunları açısından kıymeti düşen mallarla ilgili hükümler uygulanacağından bu mallar, V.U.K. ‘un 267 inci maddedeki emsal bedelle ilgili olarak üçüncü sıradaki Takdir Esası hükümlerini tatbik etmemiz gerekmektedir.


    A.Takdir Esasına Göre Emsal Bedel Tespiti


    Takdir esasına göre emsal bedeli, takdir komisyonunca belirlenir. Bunun için değeri düşen malların emsal bedelinin mükellefler tarafından takdir komisyonundan talep edilmesi gerekmektedir.


    Beyanname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınamaması durumunda değeri rüşen malların emsal bedel ile değerlenmesi mümkün değildir. Ancak hesap dönemi sonuna kadar takdir komisyonuna emsal bedelin takdiri için başvuran fakat beyanname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınamaması durumunda, mükelleflerin ihtirazi kayıtla beyanname vermeleri ve takdir komisyonu kararına göre daha sonra malların değerinde meydana gelen düşmeye isabet eden vergiyi geri almaları mümkündür.


    Bu açıklamalar çerçevesinde emsal bedel değerlemesi için mutlaka takdir komisyonundan talep edilmesi gerekmekte ancak mükelleflerin (ticaret mahkemeleri, asli hukuk mahkemeleri) Res’en biçtikleri değerlere göre de hareket edebilecekleri V.U.K ‘un 267 inci maddesinde açıkça hüküm altına alınmıştır.


    Burada belirtilmesi gereken diğer bir mevzu, kıymeti düşen mallara ilişkin hasar tespitinin takdir komisyonları dışında İtfaiye yetkilileri, sigorta eksperleri, kaymakamlıkça görevlendirilen bilirkişiler, eczacılar odasının veya sağlık müdürlüğünün tayin edeceği heyet, jandarma gibi kişi ve kurumlarca yapılması durumunda, bu kararlara istinaden değer düşüklüğünün sonuç hesaplarına gider olarak kaydedilemeyeceği hususudur.


    Bu kişi ve kurumlarca verilen kararlar doğrultusunda hareket eden mükelleflerin, bilirkişilerce raporla tespit edilen değerin kaza mercilerince biçilmiş bir değer olarak kabulu mümkün olmadığına göre söz konusu zararın gelir vergisi uygulamalarında zarar olarak kabul edilerek mezkur yıl kazancından veya sonraki yıl kazançlarından indirmeleri mümkün değildir.


    Değeri sıfır diye veya mal tamamen yok olduğu düşüncesiyle mükellefler kendiliğinden bu değer düşüklüğünü (maliyet bedeli ile emsal bedeli arasındami farkı) sonuç hesaplarına intikal ettirecek şekilde işlem yapamazlar.


    B. Zayi Olan Malların Muhasebeleştirilmesi


    213 sayılı Vergi Usul Kanununun un 288 inci maddesinde karşılıklarla ilgili olarak “Hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilmeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadiyle hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir. Karşılıklar mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek suretiyle değerlenir. Amortisman kayıtları hakkındaki özel hükümler mahfuzdur.” denilmektedir. Dolayısıyla V.U.K ‘da hangi nedenlerde karşılık ayrılacağı ve gider yazılacağı belirtilmiştir. Buradan karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılabilecek halleri, kıymeti düşen mallar, şüpheli alacaklar ve değersiz alacaklar şeklinde sıralayabiliriz.


    Yazımızda, kıymeti düşen malların zayi malları da kapsadığını belirtmiştik. Dolayısıyla, çalınan ve kaybolan malların haricinde zayi olmuş malları yine V.U.K.‘un 278 ve 288 inci maddeleri gereği karşılık ayırıp gider olarak yasal defterlere kaydedilir.


    Örneğin, Sel nedeniyle X A.Ş. nin deposunda bulunan 10.000.-YTL bedelli mal zayi olmuştur. Takdir komisyonu malların değerini sıfır olarak tespit etmiştir. Bu durumda yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.


    ------------------------------ / -------------------------------
    157. Diğer Stoklar 10.000.-YTL
    153. Ticari Mallar 10.000.-YTL
    ------------------------------ / -------------------------------
    645. Karşılık Giderleri 10.000.-YTL
    158. Stok Değer Düşük. Karşılığı 10.000.-YTL
    ------------------------------ / -------------------------------
    690 Dönem Kar veya Zararı 10.000.-YTL
    645. Karşılık Giderleri 10.000.-YTL
    ------------------------------ / -------------------------------


    Mallar sel nedeniyle değer kaybına uğradığı için, bu malın alımında yüklenilen ve indirim konusu yapılmış olan katma değer vergisi açısından düzeltme işlemleri yapılmayacaktır. (KDVK Madde 30/c)


    C. Çalınan veya Kaybolan mallarda mevcut durum


    Çalınma veya kaybolma suretiyle zayi olan mallarda durum, vergi kanunları açısından farklı değerlendirilmektedir. Zayi olan mallara ait bedellerin, vergi kanunları açısından gider olarak kabul edilebilmesi için, zayiliğin ticari kazancın elde edilmesi ve idame edilmesi sebebiyle oluşmalıdır. Çalınma ve kaybolma durumlarında, zayi olan malların ticari kazanç sağlama amaçlı bir harcama olarak görülmemesi nedeniyle, bu mallara ait bedeller kanunen kabul edilmeyen giderler olarak kayıtlara alınır ve bu tür kayıplar için karşılık ayrılmaz.


    Buna yönelik Danıştay tarafından verilemiş birçok karar mevcuttur. Yine Danıştayın bir kararında “ Çalınan mal bedelinin gider kaydı kabul edilmemiştir. 213 sayılı V.U.K. ‘un 274 ve 273 ile 193 sayılı G.V.K. ‘un 40/1 inci maddeleri hükmü karşısında, çalınan mal bedelinin ticari kazançtan indirilmesine olanak bulunmamaktadır.” denmektedir.(03.10.1979 tarih ve E. 1979/78, K. 1979/2429 sayılı Danıştay 4. Dairesi)


    Çalınma veya kaybolma suretiyle zayi olan malların yasal defterlere yapılması gereken kayıtlarda karşılık ayrılmadan direk 689. Diğer O.dışı Gider ve Zararlar Hs. na kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıt edilmeli, eğer çalındığı ispat edilemezse, emtianın ortaklarca işletmeden çekildiği kabul edilerek 131. Ortaklardan Alacaklar Hs. na kayıt yapılması gerekir.


    Örneğin, Maliyet bedeli 1000.-YTL ve yüklenilen KDV’si 180.-YTL olan cep telefonlarının çalındığı varsayalım. Bu durumda yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.


    ► Hırsızlık Tespit Edilirse
    ------------------------------ / -------------------------------
    153. Ticari Mallar 1000.-YTL
    191. İndirilecek KDV 180.-YTL
    100. Kasa 1180.-YTL
    ------------------------------ / -------------------------------
    689. Diğer O.Dışı Gider ve Zararlar 1180.-YTL
    -Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler


    153. Ticari Mallar 1000.-YTL
    391. Hesaplanan KDV 180.-YTL
    - İlave Edilecek KDV
    ------------------------------ / -------------------------------


    ► Hırsızlık Tespit Edilemezse
    ------------------------------ / -------------------------------
    153. Ticari Mallar 1000.-YTL
    191. İndirilecek KDV 180.-YTL
    100. Kasa 1180.-YTL
    ------------------------------ / -------------------------------
    13. Ortaklardan Alacaklar 1180.-YTL
    153. Ticari Mallar 1000.-YTL
    391. Hesaplanan KDV 180.-YTL


    ------------------------------ / -------------------------------


    IV. ZAYİ OLAN MALLARIN G.V.K. ve K.V.K. AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


    Ticari bir organizasyonda yapılan harcamaların gelir sağlayıcı giderler olarak kabul edilmesi için, yapılan harcamaların kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile bağlantılı olması gerektiğini yazımızın önceki bölümlerinde belirtmiştik. Bu nedenle ticari faaliyette bulunan şahıs veya kurumlar tarafından yapılan ve gelir kazandırıcı özelliği olamayan harcamalar genel gider olarak kabul edilmez. Nitekim G.V.K. ‘nın 40 ıncı ve K.V.K. ‘nın 14 üncü maddelerinde genel giderler sayılmıştır. Ayrıca ticari faaliyet sürecinde diğer harcama ve kayıplar için de, G.V.K. ‘nın 88 inci ve K.V.K ‘nın 14 üncü mükerrer maddelerinde diğer indirimler başlığıyla açıklama yapılmıştır. Dolayısıyla bu gider ve indirimler dışındaki harcamalar, kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilecektir.


    Zayi olan malların fiziken yok olması veya İktisadi kıymetlerinin tamamen yok olması ve değerlerinin sıfır olarak takdir edilmesi durumunda, söz konusu malların G.V.K. ve K.V.K. açısından gider olarak kabul edilmesi için, yazımızın önceki bölümlerinde açıklandığı üzere V.U.K.‘un 278 inci maddesindeki kıymeti düşen mallar kapsamında ele alınması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus zayi olan malların, kıymeti düşen mallara benzer durumlar sebebiyle iktisadi kıymetlerini tamamen yitirmesi, değerlerinin takdir komisyonlarınca sıfır olarak tayin edilmesidir.


    Ayrıca, G.V.K. ‘nın 88 inci maddenin 3 üncü fıkrasında “Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.” diyerek, ticari organizasyona ait sermayenin eksilmesine neden olacak kayıpların kabul edilemeyeceği hükmedilmiştir. Bunun istisnası V.U.K. ‘un 278 inci maddesinde belirtilen hallerin ortaya çıkması durumunda, oluşan kayıplar gider olarak kabul edilebilmesidir. Ayrıca, K.D.V.K. ‘nun 30 uncu maddesinin c bendi ile çalınma veya kaybolma dışındaki zayi olan mallara ait yüklenilen KDV ‘nin, yine K.D.V.K ‘nın 58 inci maddesi gereği gelir vergisi ve kurumlar vergisi açısından gider olarak kayıtlara alınabileceği sonucu çıkmaktadır.


    Maliye Bakanlığının 12.10.1998 tarih ve B.07.0.GEL.0.52/5230-1/36565 sayılı müktezasında “…fabrikada çıkan yangın sonucu yanan mallar için yüklenilen katma değer vergisinin adı geçen şirket tarafından indirilmesi, Kanunun 30/c maddesine göre mümkün bulunmamaktadır. İnidirimi mümkün olmayan bu verginin kurumlar vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerekir.” demektedir.


    Çalınma suretiyle zayi olan mallar için, yine bakanlığın yayımladığı 24.03.1999 tarih ve B.07.0.GEL.0.40/4009-39/11978 sayılı müktezasında “193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40'ncı maddesinde, safi ticari kazancın tespitinde hasılattan indirilecek giderler 8 bent halinde sayılmış olup, bunlar arasında ticari işletmede mevcut varlıkta herhangi bir suretle meydana gelen eksilmelerin gider yazılacağı hususuna yer verilmemiştir.
    Bu nedenle, çalınan emtia bedelinin vergi matrahının tespitinde zarar veya gider olarak indirilmesi de mümkün bulunmamaktadır. “ şeklinde bir açıklama getirmiştir.


    V. ZAYİ OLAN MALLARIN K.D.V.K. AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


    Bilindiği üzere Katma Değer Vergisi, bir ürünün imalat sürecinden nihai tüketim safhasına gelinceye kadar geçen her aşamada ürüne eklenen katma değeri vergilendirmeyi amaçlamaktadır. Üretilmiş olan malın tüketilmesiyle birlikte katma değer vergisi açısından da vergileme olayı sona erer. Dolayısıyla, ürünün tüketilmesi aşamasına kadar oluşan katma değerin vergilendirilme işlemi, indirim mekanizması yoluyla en son tüketiciye yansıtılır. Nihai tüketim aşamasına ulaşmadan ürünün belli bir aşamada zayi olması durumunda tüketim gerçekleşmiş ve katma değerin vergilendirilmesi işlemi son bulmuş olacaktır. Dolayısıyla malı zayi edenler malın nihai tüketicisi konumuna geçerler ve o ana kadar oluşan katma değerin vergisi malı zayi edenlerin üzerinde kalır. Dolayısıyla zayi olan mala ait yüklenilen KDV indirilemeyeceği gibi, hesaplanan KDV olarak ilgili dönem beyannamesinde düzeltme yapılması gerekmektedir.


    Yine bu konuyla ilgili olarak 1 seri nolu K.D.V.K. genel tebliğinde “Katma değer vergisi sisteminde alış vesikalarında gösterilen verginin indirilmesi, bu malların satışı sırasında mala eklenen değerin vergilendirileceği düşüncesine dayanır. Ancak, zayi olan mallar için satış ve dolayısıyla yaratılan bir değer olmayacağından, bu mallara ilişkin alış vesikalarında gösterilen verginin indirilmesi, zayi olan mallar üzerindeki vergi yükünü tamamen ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla, Kanunun 30/c maddesi uyarınca, zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyecektir. “ açıklaması yapılmıştır.


    A. K.D.V.K.’ un 30/c Bendi Kapsamında Zayi Olan Mallara Ait KDV ‘nin Durumu


    K.D.V.K ‘un 30 maddesinin c bendinde ”Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi”nin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği “ hükmedilmiştir.


    Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere, zayi olan mallar ait yüklenilen katma değer vergisinin ancak belirli şartlar altında, hesaplanan katma değer vergisinden indirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu haller;


    ► Deprem,
    ► Sel Felaketi,
    ► Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan mallar,


    olarak sınırlandırılmıştır. Bu hallerin dışında zayi olan mallara ait yüklenilen KDV ‘nin, hesaplanan KDV ’den indirilmesi söz konusu değildir.


    Ayrıca, Maliye Bakanlığının 282 sıra nolu V.U.K. Genel Tebliği’nin 7. bölümünde “Deprem sonucu zayi olduğu takdir komisyonlarınca tespit olunan mallara ilişkin olarak yüklenilip önceki dönemlerde indirim konusu yapılan katma değer vergileri ile ilgili olarak Katma Değer Vergisi Kanununun 30/c maddesine göre işlem yapılmayacak, diğer bir ifade ile bu mallarla ilgili olup önceki dönemlerde indirilen katma değer vergileri düzeltme yoluyla mükelleflerden istenilmeyecek, henüz indirilememiş olan katma değer vergileri ise takip eden dönemlerde indirilebileceği “ açıklanmıştır.


    Örneğin, Aşırı yağışlar nedeniyle oluşan sel felaketi dolayısıyla, Bisküvi Fabrikasında depoda bulunan 10.000.-YTL. ve yüklenilen KDV’si 1800.-YTL olan unların sel suları nedeniyle zayi olmuştur. Zayi olan mallara ait KDV ‘nin 30/c bendi gereği yüklenilen KDV 1.800.-YTL ‘yi ilgili dönem beyannamesinde hesaplanan KDV’ den indirilir, ayrıca zayi olan mala ait bedeller yine V.U.K.’un 278 ve 288 inci maddeleri gereği 10.000.-YTL maliyet bedelini giderleştirilebilir.


    Bu durumda yapılması gereken muhasebe kayıtları ise aşağıdaki gibidir.


    ------------------------------ / -------------------------------
    153. Ticari Mallar 10.000.-YTL
    191. İndirilecek KDV 1.800.-YTL


    100. Kasa 11.800.-YTL


    - Mal Alış Kaydı
    ------------------------------ / -------------------------------
    157. Diğer Stoklar 10.000.-YTL


    153. Ticari Mallar 10.000.-YTL


    -Malın Sel Nedeniyle Kullanılamaz Hale gelmesi
    ------------------------------ / -------------------------------


    ------------------------------ / -------------------------------
    645. Karşılık Giderleri 10.000.-YTL


    158. Stok Değer Düşük. Karşılığı 10.000.-YTL


    -Zayi olan malın Takdir Komisyon Kararına göre değerinin sıfır olarak takdir edilmesi
    ------------------------------ / -------------------------------
    690 Dönem Kar veya Zararı 10.000.-YTL


    645. Karşılık Giderleri 10.000.-YTL


    -Zayi olan Mal Bedelinin Zarar Kaydı
    ------------------------------ / -------------------------------


    B. K.D.V.K.’ un 30/c Bendi Kapsamı Dışında Zayi Olan Mallara Ait KDV ‘ nin Durumu


    KDVK ‘nun 30/c bendi dışında zayi olan mallara ait yüklenilen KDV ‘nin indirimi söz konusu değildir. Malların tamamen zayi olması durumunda bunların alımında yüklenilen vergiler indirim konusu yapılmıştır ise, indirilmiş olan vergilerin hesaplanan katma değer vergisine ilave edilmek suretiyle düzeltilmesi vergilerin henüz indirilmemiş olması halinde ise, bu vergilerin indirilecek katma değer vergisi hesabından çıkarılması gerekmektedir. İndirim yasağı kapsamına giren vergiler kazanç vergileri yönünden gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacaktır. (KDVK- Md.58 ).


    KDVK ‘nun 30/c bendi dışında zayi olan malları;


    ► Olağandışı sebepler nedeniyle ortaya çıkan yangın dolayısıyla oluşan zararlar,
    ► İmalat veya bir emtianın teslimi süreci içerisinde meydana gelen gayrıiradi kayıplar şeklinde sınıflandırmaya gidebiliriz.


    Örneğin, Bir tekstil Fabrikasında çıkan bir yangın sebebiyle depo bulunan 20.000.-YTL ve yüklenilen KDV ‘si 3600.-YTL değerindeki ipliklerin tamamen yanarak zayi olmuştur. Bu durumda zayi mala ait yüklenilen KDV 3.600.-YTL ‘nin KDVK ‘un 58 inci maddesi gereği giderleştirilir(*). Ayrıca zayi olan mala ait bedeller yine V.U.K.’un 278 ve 288 inci maddeleri gereği 20.000.-YTL maliyet bedelini giderleştirilebilir.


    Burada yapılması gereken muhasebe kayıtları ise aşağıdaki gibidir.


    ------------------------------ / -------------------------------
    153. Ticari Mallar 20.000.-YTL
    191. İndirilecek KDV 3.600.-YTL


    100. Kasa 23.600.-YTL
    - Mal Alış Kaydı
    ------------------------------ / -------------------------------
    157. Diğer Stoklar 20.000.-YTL
    770. Genel Yönetim Giderleri(*) 3.600.-YTL


    153. Ticari Mallar 10.000.-YTL
    391. Hesaplanan KDV 3.600.-YTL


    -Malın Sel Nedeniyle Kullanılamaz Hale gelmesi
    ------------------------------ / -------------------------------


    ------------------------------ / -------------------------------
    645. Karşılık Giderleri 20.000.-YTL


    158. Stok Değer Düşük. Karşılığı 20.000.-YTL


    -Zayi olan malın Takdir Komisyon Kararına göre değerinin sıfır olarak takdir edilmesi
    ------------------------------ / -------------------------------
    690 Dönem Kar veya Zararı 23.600.-YTL


    645. Karşılık Giderleri 20.000.-YTL
    632. Genel Yönetim Giderleri 3.600.-YTL


    -Zayi olan Mal Bedelinin Zarar Kaydı
    ------------------------------ / -------------------------------
    632. Genel Yönetim Giderleri 3.600.-YTL


    771. Genel Yönetim Yansıtma Gideri 3.600.-YTL


    ------------------------------ / -------------------------------
    771. Genel Yönetim Yansıtma Gideri 3.600.-YTL


    770. Genel Yönetim Giderleri 3.600.-YTL


    ------------------------------ / -------------------------------


    C. Çalınan veya Kaybolan Mallara ait KDV ‘ nin Durumu


    Çalınma ve kaybolma suretiyle zayi olan mallara ait yüklenilen KDV ‘nin indirimi söz konusu olmadığı gibi, gelir veya kurumlar vergisi açısından da gider olarak yasal defterlere kayıt edilmesi söz konusu değildir.


    Çalınma veya kaybolma suretiyle zayi olan malların yasal defterlere yapılması gereken kayıtlarda yazımızın II/c bölümünde belirttiğimiz gibi, karşılık ayrılmadan direk 689. Diğer O.dışı Gider ve Zararlar Hs.’na kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıt edilmeli, eğer çalındığı ispat edilemezse, emtianın ortaklarca işletmeden çekildiği kabul edilerek 131. Ortaklardan Alacaklar Hs. na kayıt yapılması gerekir.


    VI. KDV BEYANLARINDA YAPILMASI GEREKEN DÜZELTME İŞLEMLERİ


    KDVK ‘un 30/c bendi hükmüne girmeyen zayi mallara ait yüklenilen KDV ‘nin indirilmesi durumunda, indirimin yapıldığı döneme ait beyannamede düzeltme işleminin yapılması gerekmektedir. KDVK ‘nın 35 inci maddesine göre, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi ve sair sebeplerle matrahta değişiklik olduğu durumlarda, düzeltme işleminin değişikliğin meydana geldiği dönemde yapılması gerekmektedir.


    Gelir ve kurumlar vergisi uygulaması açısından, zayi halinde, mükellefin takdir komisyonuna başvurup malların kısmen veya tamamen zayi olup olmadığı ve zayi olan malların emsal bedellerinin belirlenmesi için karar aldırması gerekmektedir. Takdir komisyonuna başvurup karar alıncaya kadar aradan belli bir zaman geçecektir. Bu nedenle zayi olan mala ait vergiye ilişkin düzeltme işleminin zayi olma dönem de mi yapılacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.


    Maliye Bakanlığı 20.08.1993 tarih ve B.07.0.GEL.0.80/24-129 sayılı müktezasında “ Ofisinize ait madeni yağlar kaybolma nedeniyle zayi olduğundan, bu mallara ilişkin olarak yüklenilen vergilerin indirim konusu yapılması Kanunun 30/c maddesine göre mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaybolan madeni yağlar nedeniyle yüklenilen vergilerin indirim konusu yapılmış olması halinde, indirilen vergilerin “zayi olma” fiilinin meydana geldiği vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde beyan edilerek, hesaplanan KDV’ ye ilave edilmesi yüklenilen vergilerin henüz indirilmemiş olması halinde ise, bu vergilerin “ indirilecek katma değer vergisi “hesabından çıkarılması gerekmektedir.” görüşünü bildirmiştir.


    VII. DEĞERLENDİRME


    Bir ticari işletmede, ticari organizasyonun sermaye yapısı içinde önemli payı olan ve sürekli olarak imalatı yapılan veya bir teslime konu olan emtiaların, ticari faaliyet süreci içerisinde alım satıma konu olamayacak şekilde zarar görmesi, zayi olma durumu vergi kanunlarımız açısından tam anlamıyla netlik kazanmış bir durum değildir. Zayi olan mallar konusunda, uygulamalarda bir çok ihtilaflar bulunmaktadır. Vergi kanunlarımızın bazı maddelerinde net bir şekilde üzerinde durulmamış olsa bile, zayi olan mallar açısından kanunumuzda ipucu niteliğinde belirli hükümler de bulunmaktadır. Dolayısıyla, vergi kanunlarımızda zayi olan mallar konusunun netleştirilmesi ve kesin bir hükme bağlanması gerekmektedir.


    Ramazan AKTAŞ
    Vergi Denetmeni
    www.vergianaliz.net


    1- PEHLİVAN ,Yafes, Zayi Malların KDV’si, Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi, Sayı:389, Nisan 2003, s. 160
    2- BUDAK, Yılmaz, Zayi Olan veya Hasara Uğrayan Mallarda KDV İndirimi. Vergi Dünyası, Sayı: 162, Şubat 1995, s.51
    3- AKYOL, M. Emin, Zayi Olan Mallara Ait KDV, Vergiciyle Ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, Sayı: 209, Eylül 2005, s.12
    4- AKYOL, M. Emin, Zayi Olan Mallara Ait KDV, Vergiciyle Ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, Sayı: 209, Eylül 2005, s.14
    5- ARABACI, Mehmet,Değeri düşen ve zayi olan emtia kavramları, Değerlemesi, KDV karşısındaki durumu ve Muhasebe kayıtları. Vergi Dünyası, Sayı: 293, Ocak 2006, s.95
    6- ÇAKMAK, Murat;PAMUK, İsmail, Emtia Değerlemesi, Vergi Raporu, Aralık-Ocak 2006, Sayı:79, s.27
    7- GÜMÜŞOĞLU, Aykut, Çalınan ve Kaybolan Emtia ile Sabit Kıymetlerin Vergi Kanunları açısından Değerlendirilmesi, Vergi Dünyası.
    8- 30.11.1984 tarih ve 18591 sayılı Resme Gazetede yayımlanmıştır.
    9- AKYOL, M. Emin, Zayi Olan Mallara Ait KDV, Vergiciyle Ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, Sayı: 209, Eylül 2005, s.15
    10- AKYOL, M. Emin, Zayi Olan Mallara Ait KDV, Vergiciyle Ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, Sayı: 209, Eylül 2005, s.15
    11- AKYOL, M. Emin, Zayi Olan Mallara Ait KDV, Vergiciyle Ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, Sayı: 209, Eylül 2005,
    Her özgürlüğün içinde bir tutsaklık gizlidir...

  3. #3
    Müdavim Üye
    Üyelik tarihi
    08.Nisan.2009
    Mesajlar
    1,159
    Kasko şirketinin fatura istemeden tazminat ödemesi yanlış olmuş.

    Bu hasar tazminatını gelir olarak kaydetmeniz lazım. Sigorta şirketiyle de görüşüp faturayı neden istemediklerini sorabilirsiniz.

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •